Siber güvenlik araştırmacıları, İsrail merkezli reklam teknolojisi şirketi Discover-Tech’in Starlink kullanıcılarına ulaşan dijital reklamlar için çok sayıda ülkede yoğun biçimde teklif verdiğini ortaya çıkardı. Trend Micro bünyesindeki TrendAI araştırmacılarının incelediği verilere göre şirket, 100’den fazla ülkede Starlink trafiğiyle bağlantılı reklam tekliflerinde öne çıktı. Bu yoğunlaşma tek başına kullanıcıların takip edildiğini kanıtlamıyor; ancak reklam açık artırmalarında elde edilebilen bilgilerin kullanıcıların konumunu tahmin etmek ya da dijital hareketlerini izlemek amacıyla kullanılabileceği yönündeki endişeleri artırıyor.
Çevrim içi reklam açık artırmaları, reklamverenlerin bir internet sitesinde veya uygulamada reklam gösterme hakkı için kısa süre içinde yarıştığı sistemlerdir. Teklif süreci sırasında reklam teknolojisi şirketlerine kullanıcının cihazı, bağlantısı ve yaklaşık konumu hakkında bazı sinyaller iletilebilir. Bu bilgiler farklı kaynaklardan gelen verilerle birleştirildiğinde, belirli kullanıcı gruplarını ayırt etmeye veya bir cihazın farklı zamanlardaki konum değişikliklerini çıkarsamaya yarayabilir. Bununla birlikte, araştırmacıların aktardığı bulgular reklam tekliflerine ilişkin bir örüntüyü gösteriyor; bu örüntü, tek başına belirli kişilerin kimliğinin tespit edildiğini ya da her Starlink kullanıcısının izlendiğini kanıtlamıyor.
TrendAI, 15 Ekim’de yayımladığı raporda şirketin adını açıklamadan faaliyetleri “Shadow-Earth-79” kod adıyla tanımladı. Konuya yakın altı kaynak, söz konusu kod adının Discover-Tech’i ifade ettiğini doğruladı. Araştırmacılar, reklam açık artırmalarına ilişkin telemetri verilerinde Starlink bağlantılarıyla ilişkili tekliflerin dikkat çekici ölçüde yoğunlaştığını belirtti. Telemetri, sistemlerin çalışması sırasında üretilen ve faaliyet örüntülerini incelemeye yarayan teknik verileri ifade ediyor.
Reklam açık artırmalarındaki veriler neden önem taşıyor?
Reklam sistemleri, reklamı doğru hedef kitleye ulaştırmak için çeşitli teknik sinyallerden yararlanabiliyor. Bu sinyallerin kapsamı kullanılan platforma ve gizlilik ayarlarına göre değişse de cihaz türü, bağlantı bilgileri ve yaklaşık konum gibi unsurlar açık artırma sürecinde rol oynayabiliyor. Bir şirket çok sayıda açık artırmaya katıldığında, bu tür sinyalleri tekrar tekrar görme fırsatı bulabilir. Verilerin uzun süre saklanması ya da başka veri kümeleriyle eşleştirilmesi, kullanıcıların belirli bölgelerde bulunma alışkanlıklarına ilişkin çıkarımları mümkün kılabilir.
Bu risk, özellikle internet bağlantısının belirli bir teknoloji veya hizmet üzerinden sağlandığı durumlarda önem kazanıyor. Bir bağlantı türüne yönelik reklam tekliflerinin yoğunlaşması, ilgili kullanıcıların ayrı bir grup olarak incelenebilmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak eldeki açıklamalar, Discover-Tech’in hangi verileri ne kadar süreyle sakladığını, bu verileri başka kaynaklarla birleştirip birleştirmediğini veya belirli kullanıcıları fiilen tanımlayıp tanımlamadığını ortaya koymuyor. Bu nedenle bulgular, kanıtlanmış bir gözetleme operasyonundan ziyade reklam altyapısının kötüye kullanılabileceğine ilişkin ciddi bir uyarı olarak değerlendirilmelidir.
TrendAI’nin raporundan ayrı olarak, Kanadalı araştırma kuruluşu Citizen Lab ile reklam teknolojisi şirketi Confiant da aynı gün Discover-Tech’i doğrudan suçladı. İki kuruluş, şirketin reklam teklif sistemini kötüye kullandığını ve reklamlarının medya kuruluşları, hükümetler ile teknoloji şirketlerine ait hassas ağlarda görüntülendiğini bildirdi. Hassas ağlarda görünen reklamlar, bu ağlara erişen kişilere veya cihazlara ilişkin verilerin reklam ekosisteminde işlenmesi ihtimalini gündeme getirebilir. Bunun hangi ölçüde gerçekleştiği ve kullanıcıların kimliklerinin belirlenip belirlenmediği ise aktarılan bilgilerle kesinleşmiş değil.
Reklam platformları ve hedef alınma incelemeleri
İncelemelerin ardından Google, Comcast ve bazı diğer şirketler Discover-Tech’i reklam platformlarından çıkardı. Bu adım, şirketin reklam faaliyetlerine ilişkin risk değerlendirmelerinin platformlar tarafından ciddiye alındığını gösteriyor; ancak tek başına iddiaların tamamının bağımsız biçimde kanıtlandığı anlamına gelmiyor. En az bir büyük ABD teknoloji şirketi ile uluslararası bir kuruluşun da çalışanlarının hedef alınıp alınmadığını araştırmaya başladığı bildirildi. Böyle bir incelemenin amacı, kurum ağlarında görüntülenen reklamları, olası veri erişimini ve çalışanların cihazlarına yönelik riskleri değerlendirmek olabilir.
Discover-Tech hakkında geçtiğimiz günlerde yayımlanan başka iddialar da tartışmayı büyüttü. Şirketin reklamlar aracılığıyla telefonlara kullanıcının reklama tıklamasına gerek kalmadan casus yazılım bulaştırabildiği öne sürüldü. Reklamların 120 binden fazla internet sitesi ve 75 binden fazla uygulamada görüldüğü, günlük erişiminin ise yaklaşık 10 milyon gösterime ulaştığı bildirildi. Bu sayılar reklamların geniş bir dağıtım alanına sahip olduğunu gösteriyor; fakat her gösterimin zararlı içerik taşıdığı veya her gösterimin bir cihaza bulaşma sağladığı anlamına gelmiyor. Reklamların teknik işleyişine ilişkin iddiaların doğrulanması, kullanıcı cihazlarında hangi içeriklerin çalıştırıldığının ve hangi güvenlik açıklarının kullanılmış olabileceğinin ayrıca incelenmesini gerektiriyor.
Starlink bağlantısının çatışma bölgelerindeki rolü
Starlink terminalleri, internet trafiğini yerel telekomünikasyon altyapısı yerine SpaceX’in uyduları üzerinden iletebiliyor. Bu özellik, bazı ülkelerde yerel ağlar üzerindeki kısıtlamaların aşılmasına yardımcı olabiliyor. Hizmet, geleneksel internet altyapısının zarar gördüğü veya erişimin sınırlı olduğu bölgelerde iletişimin sürdürülmesi bakımından da önem taşıyor. Dolayısıyla Starlink kullanıcılarına yönelik olası izleme, yalnızca kişisel gizlilik meselesi değil; gazetecilerin, yardım çalışanlarının, hükümet yetkililerinin veya çatışma bölgelerinde iletişim kuran kişilerin güvenliği açısından da önem taşıyabilir.
TrendAI raporuna göre Shadow-Earth-79, Suriye, Libya, Yemen ve Güney Sudan’da en fazla reklam satın alan taraf oldu; Afganistan’da ise ikinci sırada yer aldı. Araştırmacılar, yaptırımların uygulandığı veya çatışmaların sürdüğü bu ülkelerde Batılı reklamverenlerden gelen meşru talebin son derece düşük olmasına karşın ortaya çıkan reklam etkinliğini şüpheli buldu. Macaristan, İsrail, Mısır, Azerbaycan ve Venezuela’da da olağan dışı derecede yüksek teklif kazanma oranları tespit edildiği aktarıldı. Bu ülkeler ve bölgeler arasındaki farklılıklar, faaliyetlerin tek bir amaca veya tek bir kullanıcı grubuna yönelik olduğunu göstermeye yetmiyor; yine de coğrafi yoğunlaşma araştırmacıların dikkat çektiği temel göstergeler arasında.
Starlink’in çatışma ortamlarındaki önemi, bu bulguların neden yakından incelendiğini açıklıyor. Ukrayna ordusunun cephe hattındaki iletişim ve insansız hava aracı saldırılarının yönlendirilmesi için Starlink’ten yararlandığı bildiriliyor. Uydu interneti üzerinden bağlantı kuran kullanıcıların konumları veya iletişim alışkanlıkları güvenilir biçimde çıkarılabilirse, bu bilgiler yalnızca reklam hedeflemesi için değil, daha geniş güvenlik riskleri yaratabilecek amaçlarla da kullanılabilir. Ancak mevcut açıklamalar, Discover-Tech’in Ukrayna’daki askeri kullanıcıları hedef aldığına ya da bu tür bilgileri belirli bir tarafla paylaştığına dair doğrudan kanıt sunmuyor.
Önceki haberler ve belirsizliğini koruyan noktalar
İsrail merkezli Haaretz gazetesi ile Intelligence Online internet sitesi, mayıs ayında İsrail bağlantılı şirketlerin Starlink kullanıcılarını belirleme ve takip etme yöntemlerini müşterilerine sunduğunu bildirmişti. Haaretz, reklam verilerinin bu süreçte önemli rol oynadığını aktardı. Bu haberler, reklam teknolojisi sistemlerinde dolaşan verilerin güvenlik ve gözetleme amaçlarıyla kullanılabileceği tartışmasını daha önce de gündeme getirmişti. Bununla birlikte, önceki haberlerde belirtilen yöntemlerle Discover-Tech’in faaliyetleri arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu, aktarılan bilgiler üzerinden kesin olarak söylenemiyor.
Şu aşamada kamuya yansıyan bulguların önemli bölümü reklam tekliflerinin yoğunluğu, reklamların yayıldığı mecralar ve bazı platformların aldığı önlemlerle ilgili. Hangi kullanıcı verilerinin toplandığı, verilerin kimlerle paylaşıldığı, konum tespitinin ne kadar hassas olduğu ve herhangi bir cihazda casus yazılımın gerçekten çalıştırılıp çalıştırılmadığı gibi konular daha ayrıntılı teknik inceleme gerektiriyor. Bu ayrımlar, iddiaları değerlendirirken önem taşıyor: şüpheli bir reklam örüntüsü güçlü bir inceleme gerekçesi yaratır, ancak tek başına tüm iddiaları doğrulamaz.
Olay, dijital reklam ekosisteminde kullanıcı verilerinin nasıl toplandığı ve teklif veren tarafların bu verileri hangi amaçlarla kullanabildiği konusunda daha geniş bir denetim ihtiyacını da ortaya koyuyor. Reklamlar çok sayıda site ve uygulamada gösterilebildiği için, şüpheli faaliyetlerin kaynağını tespit etmek ve olası etkisini ölçmek karmaşık olabilir. Platformların şirketleri sistemlerinden çıkarması riski azaltmaya yönelik bir adım olsa da, kullanıcı verilerinin daha önce işlenip işlenmediği ve benzer yöntemlerin başka reklam şirketlerince kullanılıp kullanılmadığı soruları yanıt bekliyor.










