/Intel ve AMD’den İşlemci Dünyasında Olası İş Birliği Sinyali

Intel ve AMD’den İşlemci Dünyasında Olası İş Birliği Sinyali

İşlemci pazarında uzun süredir rekabet eden Intel ve AMD, olası bir iş birliğinin kapsamını değerlendirmek üzere görüşmeler gerçekleştirdi. Intel CEO’su Lip-Bu Tan, AMD CEO’su Lisa Su ile iki şirketin birlikte çalışabileceği alanları ele aldıklarını doğruladı. Ancak taraflar görüşmenin ayrıntılarını, olası ortak projeleri veya üzerinde anlaşmaya varılmış bir yol haritasını henüz açıklamadı. Bu nedenle görüşme, şu aşamada duyurulmuş yeni bir ticari ortaklık değil; iş birliği ihtimallerinin değerlendirilmesi olarak görülüyor.

Olası ortaklığın gündeme gelmesi, iki şirketin rakip olmalarına rağmen bazı teknik konularda zaten birlikte hareket etmesinden kaynaklanıyor. Intel ve AMD, x86 işlemci ekosistemini geliştirmek ve yazılımların farklı üreticilerin işlemcilerinde daha tutarlı çalışmasını sağlamak için ortak girişimlerde bulunuyor. Yazılım optimizasyonları, işlemci mimarisinin geleceği ve yarı iletken üretimi, yeni görüşmelerin kapsamına girebilecek başlıca alanlar arasında. Bununla birlikte, mevcut bilgiler bu konuların Tan ve Su arasındaki görüşmede kesin olarak ele alındığını doğrulamıyor.

x86 ekosisteminde mevcut iş birliği

Intel ve AMD’nin ortak çalışmaları, Ekim 2024’te kurulan x86 Ecosystem Advisory Group ile daha görünür hâle geldi. Grup, x86 mimarisinin gelişimini desteklemek ve bu mimariye dayalı işlemcilerde uyumluluğu güçlendirmek amacıyla oluşturuldu. Çalışmaların önemli bir bölümü, yazılım geliştiricilerinin farklı üreticilerin işlemcileri için ayrı ayrı uyarlama yapmak zorunda kalmadan daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşabilmesine odaklanıyor.

x86 Ecosystem Advisory Group yalnızca Intel ve AMD’den oluşmuyor. Microsoft, Google, Meta, Dell, Lenovo, Broadcom, HP, HPE, Oracle ve Red Hat gibi teknoloji şirketleri de girişimde yer alıyor. Bu katılımcıların farklı alanlardaki deneyimi, işlemci tasarımcılarının yanı sıra işletim sistemi, bulut hizmeti, kurumsal yazılım ve donanım üreticilerinin ihtiyaçlarının da dikkate alınmasına yardımcı oluyor. Grup, şirketlerin ürün geliştirme kararlarını tek başına belirleyen bir kuruluş değil; ekosistem genelinde ortak teknik ihtiyaçları değerlendiren bir danışma yapısı niteliği taşıyor.

x86 uyumluluğunun korunması, özellikle kurumsal yazılımlar ve büyük ölçekli sunucu altyapıları açısından önem taşıyor. Şirketler mevcut uygulamalarını yeni nesil işlemcilere taşırken beklenmedik uyumluluk sorunlarıyla karşılaşmak istemiyor. Ortak standartlar ve daha tutarlı işlemci özellikleri, geliştiricilerin yazılımlarını daha az ek çalışma ile farklı sistemlerde çalıştırabilmesini sağlayabilir. Bu çalışmaların kullanıcıya etkisi doğrudan yeni bir işlemci modeli olarak değil, yazılımların daha geniş bir donanım yelpazesinde verimli çalışması şeklinde ortaya çıkabilir.

PyTorch ve yapay zekâ yazılımlarında ortak optimizasyon

Intel ile AMD arasındaki somut teknik iş birliklerinden biri, PyTorch üzerinde x86 işlemcilerle yürütülen yapay zekâ çıkarım işlemlerine yönelik optimizasyon çalışması. Şirketler 20 Ekim’de, bu alandaki yazılım geliştirme çabalarını birleştireceklerini duyurdu. Yapay zekâ çıkarımı, eğitilmiş bir modelin yeni veriler üzerinde sonuç üretmesi anlamına geliyor. Bu işlem, bulut sunucularından kurumsal veri merkezlerine ve yerel bilgisayarlara kadar pek çok farklı ortamda gerçekleştirilebiliyor.

Planlanan entegrasyon kapsamında AMD’nin ZenDNN optimizasyonları, Intel’in geliştirdiği açık kaynaklı oneDNN kütüphanesine dâhil edilecek. OneDNN, derin öğrenme ve sayısal hesaplama işlemlerinin çeşitli işlemci platformlarında daha verimli yürütülmesine yardımcı olan bir yazılım kütüphanesi. ZenDNN ise AMD işlemcilerinde yapay zekâ iş yüklerinin performansını iyileştirmeye yönelik optimizasyonlar içeriyor. Bu çalışmaların bir araya getirilmesi, PyTorch kullanan geliştiricilerin x86 işlemcilerdeki çıkarım performansından daha kolay yararlanmasına katkıda bulunabilir.

Ortak bir yazılım altyapısı, geliştiricilerin her işlemci üreticisi için birbirinden tamamen ayrı çözümler hazırlama ihtiyacını azaltabilir. Bununla birlikte, entegrasyonun tüm uygulamalarda aynı performans artışını sağlayacağı veya işlemciler arasındaki performans farklarını ortadan kaldıracağı söylenemez. Sonuçlar kullanılan model, yazılım sürümü, işlemci özellikleri ve iş yükünün niteliğine göre değişebilir. Duyurulan çalışma, farklı üreticilerin x86 işlemcilerini ortak bir yazılım çerçevesinde daha verimli desteklemeye yönelik bir adım olarak değerlendirilmeli.

Intel ve AMD, x86 mimarisinin donanım tarafındaki gelişimi üzerinde de çalışıyor. Advanced Matrix Extensions (AMX) gibi özellikler, işlemcilerin matris tabanlı hesaplamaları daha verimli gerçekleştirmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu tür hızlandırmalar yapay zekâ ve bilimsel hesaplama gibi yoğun matematiksel işlemler içeren iş yüklerinde önem kazanıyor. Ancak her işlemci modelinin aynı özellikleri aynı biçimde uyguladığı veya mevcut ortak çalışmaların iki şirket arasında tek tip bir donanım tasarımı oluşturduğu anlamına gelmiyor.

Intel’in üretim kapasitesi olası bir ortaklık alanı olabilir mi?

Görüşmelerin dikkat çeken olası başlıklarından biri, Intel’in yarı iletken üretim faaliyetleri. Intel Foundry, Intel’in kendi ürünleri dışında başka şirketlerin çip tasarımlarını üretmeyi hedefleyen üretim hizmetlerini kapsıyor. Intel, bu faaliyetlerle üretim tesislerini dış müşterilere açmak ve yarı iletken üretiminde daha geniş bir müşteri tabanı oluşturmak istiyor. AMD ise gelişmiş işlemcilerinin üretiminde ağırlıklı olarak TSMC ile çalışıyor.

Bu koşullar, AMD’nin gelecekte bazı ürünlerini Intel’in tesislerinde üretmesi ihtimalini gündeme getiriyor; ancak bu, gerçekleşmiş bir anlaşma değil. AMD’nin Intel’den üretim hizmeti alacağına, hangi ürünlerin söz konusu olabileceğine veya üretim takviminin ne olacağına ilişkin kamuya açıklanmış bir karar bulunmuyor. Üretim ortaklığı, yalnızca iki şirketin görüşmesiyle sonuçlanabilecek basit bir tedarik değişikliğinden daha kapsamlı değerlendirmeler gerektirir. Üretim teknolojisinin ürün tasarımına uygunluğu, maliyet, kapasite, verim, kalite ve teslimat takvimi gibi unsurlar bu tür kararlarda belirleyici olabilir.

Intel’in dış müşterilerden sipariş alabilmesi, üretim süreçlerinin düzenli biçimde çalıştığını ve müşteri tasarımlarının hedeflenen özelliklerde üretilebildiğini göstermesine bağlı. Bir çipin tasarlanması ile üretime hazır hâle getirilmesi arasında kapsamlı teknik uyarlamalar bulunuyor. Üretim teknolojilerine ilişkin tasarım araçları, süreç kuralları ve test sonuçları, müşterinin tasarımını fabrikaya aktarmasında önemli rol oynuyor. Bu nedenle potansiyel bir ortaklığın ortaya çıkması hâlinde bile ticari üretime geçişin değerlendirme, tasarım uyarlama ve test aşamalarından geçmesi beklenebilir.

Intel’in işlemci pazarında yeniden liderlik hedefi

Lip-Bu Tan, Intel’in işlemci pazarındaki konumuna ilişkin değerlendirmesinde şirketin CPU alanındaki liderliğini yeniden kazanması gerektiğini söyledi. Bu hedef, Intel’in yalnızca yeni ürünler çıkarmasını değil, müşterilerin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilen bir ürün geliştirme yaklaşımı benimsemesini de gerektiriyor. Tan’a göre Intel geçmişte kendi ürün takvimine ve standart işlemci tasarımlarına fazla bağlı kaldı. Şirket, bundan sonra müşterilerin belirli iş yüklerine ve kullanım senaryolarına uygun özelleştirilmiş çözümlere daha fazla ağırlık vermeyi planlıyor.

Özelleştirme özellikle sunucu ve veri merkezi pazarında önem taşıyor. Bu alanlarda işlemciler, genel amaçlı hesaplamaların yanı sıra bulut hizmetleri, veri tabanları, yapay zekâ ve kurumsal uygulamalar gibi farklı iş yüklerinde kullanılabiliyor. Bu iş yüklerinin işlem gücü, bellek, enerji tüketimi ve bağlantı gereksinimleri birbirinden farklı olabiliyor. Intel’in Xeon ailesi, sunucu ve veri merkezi pazarındaki temel ürün gruplarından biri olarak bu ihtiyaçlara yönelik geliştirme çalışmalarının merkezinde bulunuyor.

Tan, Intel’in geçmişte müşterilerin taleplerine göre mevcut işlemci tasarımlarını değiştirme konusunda yeterince esnek olmadığını kabul etti. Şirketin yaklaşımındaki değişim, her müşteri için sıfırdan ve tamamen farklı bir işlemci üretileceği anlamına gelmiyor. Daha çok, belirli müşterilerin kullanım alanlarına göre ürün özelliklerinin ve tasarım önceliklerinin şekillendirilmesi hedefleniyor. Bu modelin başarısı, Intel’in geliştirme kaynaklarını müşterilerin gerçek ihtiyaçlarıyla eşleştirebilmesine ve özelleştirme taleplerini üretim kapasitesiyle uyumlu biçimde karşılayabilmesine bağlı olacak.

Intel’in ürün planları CPU’larla sınırlı değil. Grafik işlemcileri ve yapay zekâ hızlandırıcıları da şirketin üzerinde çalıştığı ürün grupları arasında yer alıyor. Bu ürünler, Intel’in veri merkezleri ve yapay zekâ pazarındaki konumunu güçlendirme çabasının bir parçası. Ancak ürünlerin başarısı yalnızca donanım performansına bağlı değil; yazılım desteği, geliştirici araçları, enerji verimliliği ve müşterilerin mevcut altyapılarıyla uyumluluk da önem taşıyor.

Yeni gelir alanları ve Intel 14A takvimi

Tan’ın açıkladığı büyüme planlarında uygulamaya özel entegre devreler (ASIC), çiple birlikte paketlenen optik bağlantı teknolojileri (Co-Packaged Optics), fiziksel yapay zekâ ve gelişmiş çip paketleme çözümleri de bulunuyor. ASIC’ler, belirli görevler için tasarlanan özel amaçlı çiplerdir. Bu çipler, genel amaçlı işlemcilerden farklı olarak hedeflenen iş yüküne göre optimize edilebilir. Co-Packaged Optics ise optik iletişim bileşenlerini çiplerle aynı paket içinde bir araya getirerek veri aktarımı için farklı bir yaklaşım sunmayı amaçlıyor.

Fiziksel yapay zekâ, yazılımsal modellerin robotlar, makineler ve diğer fiziksel sistemlerle etkileşime girdiği uygulamaları kapsıyor. Gelişmiş paketleme ise birden fazla çip veya bileşenin tek bir paket içinde daha yakın biçimde bir araya getirilmesine olanak sağlayabiliyor. Bu alanlar, işlemci üreticilerinin yalnızca geleneksel CPU satışlarına bağlı kalmadan yeni ürün ve hizmetler geliştirme çabasını yansıtıyor. Tan, bu dört faaliyet alanından iki veya üçünün zamanla Intel’in toplam gelirlerinin ayrı ayrı yaklaşık yüzde 10’unu oluşturabilecek büyüklüğe ulaşmasını beklediğini ifade etti. Bu oran bir hedef veya beklenti niteliğinde; şirketin söz konusu gelir düzeyine hangi tarihte ulaşacağı açıklanmadı.

Üretim teknolojileri bakımından Intel 18A süreci seri üretim aşamasına ulaştı. Şirket, bir sonraki nesil üretim teknolojisi olan Intel 14A üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yeni üretim süreçlerinin kullanıma alınması, yalnızca fabrika ekipmanlarının hazır olmasına bağlı değil. Çip tasarımcılarının yeni teknolojiye uygun ürün geliştirebilmesi için tasarım kurallarına, yazılım araçlarına ve doğrulama süreçlerine de ihtiyaç duyuluyor.

Intel, 14A için hazırlanan Process Design Kit’in (PDK) 0.5 sürümünü yayımladı. PDK, tasarım şirketlerinin bir çipi belirli bir üretim sürecine uygun biçimde tasarlamasına yardımcı olan araç ve kuralları içeriyor. PDK’nin erken sürümleri, müşterilerin yeni süreci değerlendirmesine ve tasarımlarını buna göre hazırlamaya başlamasına imkân tanıyor. Intel’in yol haritasına göre 0.9 sürümünün ardından seri üretime yönelik 1.0 sürümünün 2027’nin başlarında kullanıma sunulması planlanıyor. Bu takvim, üretim sürecinin teknik olgunlaşması ve müşteri tasarımlarının ilerlemesi açısından takip edilmesi gereken bir aşama.

Intel 14A için müşteri görüşmeleri de devam ediyor. Ocak 2026’da iki potansiyel müşterinin Intel 14A test çiplerini değerlendirdiği açıklanmıştı. Bu şirketlerin üretim ortaklarına ilişkin kesin kararlarını 2026’nın ikinci yarısı ile 2027’nin ilk yarısı arasında vermeleri bekleniyor. Bu değerlendirme süreci, potansiyel müşterilerin üretim teknolojisini test etmesi ve kendi ürün gereksinimleriyle uyumunu incelemesi açısından önem taşıyor. Intel, üretim hizmetlerinden yararlanarak faaliyetlerini genişletmek isteyen birden fazla müşteri bulunduğunu belirtti; ancak şirketlerin adlarını, sipariş miktarlarını veya kesin karar tarihlerini paylaşmadı.

Müşteri güveni ve üretim hizmetlerinin önemi

Tan, Intel Foundry’nin müşteri ilişkilerinde karşılaştığı zorlukları anlatırken bir müşterinin kendisinin CEO olmasını altı ila sekiz ay beklediğini söyledi. Tan göreve başladıktan sonra müşteri, Intel’in ele alması gereken 15 ayrı konuyu gündeme getirmiş. Tan’ın aktardığına göre şirket bu konuların her birini değerlendirmiş ve gerekli çalışmaları yürütmüş; sonrasında müşteri Intel ile iş ilişkisini genişletmeyi kabul etmiş. Bu örnek, üretim hizmetlerinde müşteri kazanmanın yalnızca fiyat veya kapasite sunmaktan ibaret olmadığını gösteriyor.

Yarı iletken üretiminde müşterilerin güveni, üretim takvimlerinin ve kalite standartlarının tutarlı biçimde karşılanmasına dayanıyor. Bir tasarım şirketi, üretim için teslim ettiği yarı iletken plakalarının (wafer) işlenerek ticari ürünlere dönüşmesini bekliyor. Üretim gecikmeleri, verim sorunları veya kalite problemleri müşterinin ürünlerini piyasaya çıkarma tarihini ve gelir planlarını etkileyebilir. Bu nedenle Intel Foundry’nin başarısı, tesislerine yatırım yapmasının yanı sıra müşteri tasarımlarını zamanında ve öngörülebilir sonuçlarla üretebildiğini göstermesine de bağlı.

Intel ve AMD arasındaki son görüşmenin yeni bir üretim anlaşmasına dönüşüp dönüşmeyeceği bilinmiyor. Şirketlerden herhangi biri, görüşmeler için bir takvim veya olası bir anlaşmanın koşullarını açıklamadı. Şu an için kamuya açık iş birliği örnekleri, x86 ekosisteminin geliştirilmesi ve PyTorch üzerindeki yazılım optimizasyonları gibi teknik alanlarda yoğunlaşıyor. Üretim ortaklığı ise olası seçeneklerden biri olarak gündemde bulunmakla birlikte doğrulanmış bir plan değil.

İki şirketin birlikte çalışması, işlemci pazarındaki rekabetin sona erdiği anlamına gelmiyor. Intel ve AMD, ürün satışlarında ve müşteri kazanımında rakip olmaya devam ederken yazılım uyumluluğu ve ortak teknik ihtiyaçlar konusunda iş birliği yapabiliyor. Önümüzdeki dönemde görüşmelerin somut bir projeye veya anlaşmaya dönüşüp dönüşmediği; şirketlerin açıklamaları, Intel’in müşteri üretim sonuçları ve x86 yazılım çalışmalarının kapsamı üzerinden daha net anlaşılacak.